Kayıtlar

Nisan, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

KİMLİKSİZ

Aklımda sadece yazmak varsa ve buna kalıp uydurmak zorunda hissetmiyorsam ya kendimi? Evet sadece yazmak istiyorum, egomu şişirmek, noktalama işaretlerinden bihaber olmak, yüzümü ekşiterek beğenmediğim yazıları buruşturmak istiyorum. Karasızım yazacaklarım hakkında, konularım aslında o kadar çok ki ve bir o kadar yavan. Kendime bulduğum garip mahlaslarım olsun istiyorum. Ya da toptan kimliksiz olmak, okunan her satırda muktedir bir kimlikmiş havası yaratmak. Beyinlere giydirilmiş deli gömleklerini, öğretilerin her birini alabora eden ve bunu tek bir cümleyle başarabilen yazılar yazmak istiyorum. İstemek ne kadar da kolay. İcraatın bu kadar da zor olmaması gerekir aslında. Şimdi her zaman yaptığımı yapıp tercih yollarımı sonradan okumakta zorlanacağım ve büyük ihtimalle de bir daha okuyamadan kayıp edeceğimi bildiğim A4 kâğıtların kenarlarına iliştireceğim. Ve bunlardan bir daha asla haberim olmayacak.

GEL VATANDAŞ GEEL!!

Şimdi benim her şeyi alttan almaya çalışan tarafım saf tarafım mı? Yoksa uğraşmaya üşenen tarafım mı...? İnsanların bir başkasına kapris yapma lüksünün olduğuna kesinlikle inanmıyorum. Muzdarip olduğum bir durum karşısında sümüklü kızı oynayacağıma oturup konuşmayı ve sorunu halletmeyi, konuşma sonrasında benim için tatmin edici olsun, olmasın her şeyi unutmayı tercih ederim. Yorucu, iç sıkıcı durumlar yaratıyoruz. Eyvallah! Peki, bunu don lastiği durumuna getirenlerde bizler değil miyiz? Tartışabilen, olaylara olgulukla bakabilen yanımız ne kadar da hırpalanmış. En yakınımız bile bir an da nasıl da en uzağımız oluvermiş. Sarf edilen cümleler nasılda almış başını gitmiş. Maşallah, maşallah!

AYNI SHOW BU HEP AYNI ....

Resim
"hayatta yalnız kalmanın esas olduğunu hala kabul edemiyor musunuz? bütün yakınlaşmalar, bütün birleşmeler yalancıdır. insanlar ancak muayyen bir hadde kadar birbirlerine sokulabilirler, üst tarafını uydururlar ve günün birinde hatalarını anlayınca, yeislerinden her şeyi bırakıp kaçarlar. halbuki mümkün olanla kanaat etseler, hayallerindekini hakikat zannetmekten vazgeçseler bu böyle olmaz. herkes tabii olanı kabul eder, ortada ne hayal sukutu, ne inkisar kalır... "demek ki insanlar birbirine ancak muayyen bir hadde kadar yaklaşabiliyorlar ve ondan sonra, daha fazla sokulmak için atılan her adım daha çok uzaklaştırıyor. seninle aramızdaki yakınlaşmanın bir hududu, bir sonu olmamasını ne kadar isterdim. beni asıl, bu ümidin boşa çıkması üzüyor..." "şimdi aramızda noksan olan şeyin ne olduğunu biliyorum. bu eksik sana değil, bana ait... bende inanmak noksanmış... beni bu kadar çok sevdiğine bir türlü inanamadığım için, sana aşık olmadığımı zannediyormuşum... bunu şimd...

YOK BAŞLIK MAŞLIK

Eskidendi diye başlayan cümlelerle dolu ağzımız, zaman geçtikçe çoğalan, kâğıtlara yazılanlara gizli çekmeceler bulamadığımız, bol özlemli. Yaşandığı yıllarda o kadar da cezp edici olmayan. İnsan evladının kendisine uyguladığı en temiz işkencedir özlemek. İlk öpücüğü, aşkı, bayramları özlemenin verdiği temiz acı günden güne eklenen yeni yâd edilecek konularla gündemimizi meşgul ededursun yaşadığımız belki de en özlenilesi anları da alıp götürür bizlerden.

ZEYTİNYAĞLI YİYEMEM AMAAAN BASMA DA FİSTAN GİYEMEM AMAN!

Şimdi yeni bi ev için ne gerekli? valla bana sorulacak olursa annemin evini komple alıp salonun ta orta yerine yerleştirmekte hiçbir sakınca yok,sadece biraz sıkışık olur o kadar. Meğer ne meşakatli , ne nankör bir şeymiş ev döşemek. Ara tara heh koltuğu buldun ama ölçü almamışsın hadii koş koş ölçü al eve gel geri dön sipariş ver bekle ki gelsin. Hadi geldi judi: abi bu benim istediğim kumaş değil ki yaaa!! bılabıla: Yani abla biz bu kumaşıda çok satıyoruz, bu da güzel bi kumaş neticede judi: ayy inanmıyorum, kenarlarda lake olucaktı bu basbayaa siyah yahu!! bılabıla: abla şimdi olmuyo ama lake dediğinde bin tane renk var töbee töbeee! Evet neymiş bundan sonra eve koltuk neyim almadan önce mobilya iskeleti kurslarına gitmek ağaçları ve mobilyayı tanımak gerekiyomuş. Yahu ne bilirim ben lakenin kaç rengi var söylesene be adam. Asıl dananın koptuğu yer ki ev döşeme zamanında o kuyruk sürekli ayak altında neyse ölçüsünü aldığınız mobilyalardan hiçbiri evin içine sizin ölçüsünü verdiğiniz...

YAZIKLAR OLSUUUN!

Hikmeti şu sıralar hafta sonlarının güzel geçmesinden midir bilmiyorum ama daha bi hızlı geçiyor bana çalışma saatleri. Yeni başladığım ve hala hazırda pekte kendini mensubu hissetmediğim bu küçük topluluğun rehavetini bol bol placebo dinleyerek atmaya çalışıyorum. Daha önce çalıştığım yoğun iş temposundan bayaaa bir uzakta olan bu çalışma ortamı bir taraftan bana derin bir “ohh” çektirirken diğer taraftan bir tasarımcı olarak bu rahatlığın, yavaşlığın beni nasıl da körelttiğini kara kara düşündürüyor. İş yerinde çok da gülümseyebilen, patronuna olur olmadık şirinlik gösterileri yapabilen biri değilim ve bunu yapabilen arkadaşları da gösterdikleri bu büyük yalakalıktan ötürü tebrik ediyorum. Küçük işletmemizde bu tür faaliyetlerde bulunan bunu da gördüğüm en akla zarar biçimde sergileyen cücük beyinli ama dünya güzeli bir hatunumuz var ki kendisi öğle saatlerinde işe gelmesi ve bir paragraflık yazıları bile aylar sonra masamıza bırakması ile tanınır. Bundan iki gün öncesin de yazıp şi...