Küçük, karanlık salonda dinlediğimiz şarkıları hatırlıyorum. Sezen Aksuya benzer dudaklarını büzüştürerek eşlik edişlerini, o minicik alanda üçümüzün komik dans hallerini. Sanki dün gibi. Şimdi daha net her şey, sanki daha bulanık. Çocuk olamadın biliyorum. Hakkında yoktu sanki. Seninle uzun kahkaha krizlerini yaşamayalı ne de uzun zaman oldu. Hikayeler çoğaldı, çoğu unutuldu. Hiç aklımıza getirmedik ki kötüyü. Şimdi seni düşününce vücudumun orta yerinde çatırtılar duyuyorum. Kulaklarımı tıkadıkça, içimdeki ses çığlıklaşıyor. Yanına gelemiyorum, sanki elimin titrediğini, sık yutkunuşlarımı sezivereceksin. Bencillik bu, biliyorum. Bir gün sana "annen neden terk etmiş seni? Ben olsam affetmezdim” demiştim ya hani. Sen yine bir anda büyüyüp “ belki de gitmek zorundaydı” demiştin. Ben sana sarılmıştım, sense burnunu çekmiştin. Hastalığını ilk duyduğunda salonda babamın hıçkırıkları yankılanmıştı ya, ben yinede toz konduramamıştım sana. Sen o kadar güçlüydün ki gözümde, kanser sana zar...
az yer az içer demişsiniz ama kilo almaya başlamışsınız çok fena :) son yazımda bende ablamdan bahsettim, bu ablalar ne farklılar bizden :)
YanıtlaSilSiminya, zayıflık bazılarının yakasına öyle bir yapışır ki o seni bırakmaz bir müddet sonrada 2-3 kilo alıp biraz etlendim diye sen kahrolursun. Bu böyle bir kısır döngü işte. Nasıl alındı bu 3 kilo bilmem lakin hala az yer az içer:)
YanıtlaSilkimisi almak ister alamaz kimisi vermek ister veremez. kimisi de kilo alıyorum diye depresyona girer.
YanıtlaSilinsan denen varlık ne tuhaf bişi:)
nankör bünyeye isyan etmekteyim. Lakin...:)
YanıtlaSil